Değerli Dostlar
Günümüz insanı medeniyetin getirdiği olanaklardan faydalandıkça ve çevresel faktörlerin etkisiyle doğasına aykırı beslenme ve yaşamaya zorlanmaktadır.Nasıl bir otomobil motoru için imal edilirken kullanacağı yakıt,yağ,su ve hava cinsi belirtilmiş ise İnsan vucudu içinde sağlıklı çalışması ,hastalanmaması hastalandığındada kendi savunma mekanizmasını oluşturması için benzer kural ve kanunlar konmuştur. İşte bu noktadan hareketle yaşamı sağlıklı olarak sürdürmek için çok basit Birkaç öneride bulunmak istiyorum.
Bu önerilerimi bilmeyenlerin,duymayanların olabileceğini en azından bilenlerede bir hatırlatma vesilesi, belki bir derde deva olur diye yazıyorum.
Bütün yiyecek ve içeceklerin bir asit değeri vardır,1-14 arası rakamlarla ifade edilir ,biz bu değere kimyada PH diyoruz ,1-7 arası rakam küçüldükçe sıvı daha kuvvetli asit,7 nötr,8-14 ara sında ise rakam büyüdükçe daha kuvvetli alkali olur.
İnsan bedeni Hafif ALKALİ ortamda çalışmaya uygun olarak yaratılmıştır.kanımızın Ph değeri 7,35 ile 7,45 arasındadır ve her zaman bu değerde tutmak için mekanizması çalışır.bu değerlerin üstünde veya altında sağlıklı yaşam sürdürülemez .
Her gün yediklerimiz ve içtiklerimize dikkat etmezsek vücudumuz asit deposu haline gelir ve yağ yapmaya,damarlarda tıkanmalara,kansere,hafıza kaybına ,uykusuzluğa,depresyona,eklem hastalıklarına,kemik erimelerine,şeker hastalığına,böbrek yetmezliğine,ciltte kırışıklık ve çabuk yaşlanmaya sebep olur.Hepimizin zayıflamak için yemeden içmeden gün geçiren bir çok tanıdığımız mevcuttur.asıl olan yemeden zayıflamak değil normal beslenerek vücudumuza yediklerimizi yakacak yağa çevirmeyecek ALKALİ ortamı sağlamaktır.
Bu Nasıl Olacak ?
SU : İçtiğiniz Damacanaların üzerindeki PH değerlerine bakınız Ph:7 den yukarı olanları tercih ediniz bulamıyorsanız, yarım litre suya 5 gramlık paketler halinde satılan ve üzerinde KARBONAT yazan (Dikkat: Kabartma tozu değil) içeriğini okuduğunuzda yalnız NaHCO3 yazan içinde başka tuz bulunmayan 5 gramlık paketi eritin ve 20 litrelik bir damacana suya ilave edin ,hem suyunuzun tadı daha yumuşak olacak belki farkedemiyeceksiniz hemde sağlıklı su ile başlamış olacaksınız ,yaşam kaynağı suyun alkali olması en önemli unsurlardandır.Yemek arasında su içmeyiniz,yemeklerden yarım saat önce ve yemeklerden 2 saat sonra su içiniz.suyun alkali yapısı midenin asidini azaltır besinler iyi sindirilemez ve zamanla problemlere yol açar.sabah ilk işiniz bir bardak alkali su akşam son işinizde yine bir bardak alkali su içmek olsun.her zaman evde değiliz diyenler olacak yanınızda 5 gramlık karbonat paketi taşırsanız size 2-3 gün dışarıda içtiğiniz suyu alkali yapmak için yetecektir.şeker hastaları sakkarini yanında taşımıyormu sizde hasta olmamak için karbonatı taşıyın,lütfen.
Susuzluk acıktırır,beyinde susuzluk ve açlık merkezi çok yakın olduğundan sinyaller karışabilir,hafif bir susuzluk metabolizmayı yavaşlatır ,enerji harcanmasını durdurur
harcanamayan enerji depolanır,fazla kiloya neden olur.
Banyomuzda kullandığımız şehir suyunda da dezenfekte için klor kullanıldığından,bizler için çok zararlı olan kloru filtre etmemiz gerekir.
*TUZ : Hücrelerimizin yapısındaki suyun deniz suyu ile neredeyse aynı olduğunu biliyor musunuz. deniz suyu ve kanda 80 den fazla mineral vardır ve minerallerin oranları da aynıdır.
Sofralarımızda kullandığımız tuzlar ,ucuza satabilmek adına sanayide işlenmiş beyazlatılmış içinde bizler için gerekli olan hiçbir minerali bulundurmayan yalnızca sodyum klorürden ibarettir,zaten sodyum iyonu vücutta bol miktarda bulunmaktadır ve hücreler arası haberleşmeyi sağlar dışarıdan fazlaca alınması gerekli değildir.fazla alındığında vücut dengeyi sağlamak için su tutar , su az olursa dengeleyemez hücreler kurur ve ölür.
Deniz tuzunda bütün mineraller sodyum,potasyum ve klorür bir denge halinde vardır ve vücudumuzla tam uyum sağlar.onun için Sofra tuzu yerine DENİZ TUZU veya HİMALAYA tuzu kullanmalıyız. himalaya tuzu 250 milyon yıl önce kurumuş denizlerden kalan tuzdur sanayi atığı içermez bunun için en sağlıklı tuzdur. Tuzu denemek için akşamdan bir parçasını suya koyun sabaha kalktığız da erimişse hakiki himalaya tuzudur. erimemiş ise işlenmiş tuzdur kullanmayınız.
Aşağıdaki Gıdalar ilk bakışta asitli gibi bilinsede sindirimden sonra Alkali etki gösterdiğinden
öncelikle kullanılmalıdır.
*İÇECEKLER :
ÇAY-KAHVE-KOLA:
Toplumumuzda en çok içilen ve ikram edilen Çay,Kahve ve kolada birer asit içecektir.ancak vazgeçin demiyorum mümkünse yeşil çay için kolanın tamamından vazgeçin,eğer siyah çay içecek iseniz içine 3-4 damla limon sıkın veya bir parça limon atın.veya demliğinize 2 çay kaşığı Karbonat
ilave edin ki asit size zarar vermesin.kahvenin üzerine muhakkak su için (su yanında gelir bizden öncekiler biliyormuş)
TAZE VEYA HAZIR MEYVE SUYU:
Her yemekte alışkanlık haline getirdiğimiz bir bardak meyve suyundan vazgeçin,meyve suyu meyvenin kendinden daha fazla asit yapar.içinde bulunan fruktozu depolamak vücut için büyük sorundur.meyvenizi doğal haliyle yemenizi tavsiye ederim.
AYRAN:
İşte her derde deva milli içeceğimiz içebildiğiniz kadar içiniz ,yediklerimizde ki şekerin kana karışmasını geciktirir,doygunluk verir ve alkalidir.Tatlının yanında kendiliğinden gelir,pilavın olmazssa olmazıdır nedeni şekerin kana yavaş karışmasını sağlamaktır.(bilinenleri unutturmuş bir dünyada yaşıyoruz)
Yiyecekleriniz aşağıdaki listeden seçmenizi öneririm.
Keçi-Koyun-Kuzu Eti,sütü,peyniri,yoğurdu (küçükbaş hayvan etlerine kekik, tavsiye edilmez fakat mutlaka yenecekse büyükbaş etinede kimyon ilave ederek yemelisiniz)
Yumurta (serbest dolaşan tavuktan)
Somon balığı (denizden),tatlı su balıkları,hamsi,sardalya,uskumru
Taze hurma,kavun,taze incir,Yeşil muz,Siyah erik,Üzüm pekmezi,karpuz,kayısı,çilek,böğürtlen,kuru hurma,kuru incir,siyah üzüm,armut,nar,limon
Himelaya tuzu,deniz tuzu
Esmer prinç,nohut,mercimek,tatlı patates,bezelye,darı
Tereyağı,zeytinyağı,Balık yağı
Susam,çörek otu,ay çekirdeği,kabak çekirdeği,fındık,badem,ceviz
Kara buğday
Yeşil çay,bitki çay ları,limonata,sade maden sodası
Bamya,taze fasulye,pırasa,soğan sarımsak ,şalgam,havuç,patates domates,patlıcan ,ıspanak,kırmızı turp,kırmızı lahana,roka,maydanoz ,brokoli,karnabahar ve Bütün sebzelerin pişirilmiş haliyle yenmesi vucudunuzu alkali yapacaktır.
Son olarak ta Vücudumuzun üretmediği OMEGA 3 ten bahsetmem gerekiyor, doymamış yağ olan omega 3 her gün en az 1 gr alınmalıdır,ucuzdur ve eczanelerde bulunmaktadır.dikkat edilecek husus
0mega3 ve omega 6 olarak birlikte satılanı değil yalnız Omega 3 olanı almaktır.hücre faaliyetlerini düzenler fazla yağ depolanmasını engeller ve insülin dengesini sağlar.
Herkese sağlıklı Uzun ve hayırlı ömürler dilerim,saygılarımla.
Muharrem Mazlum AKAY
Kimya Mühendisi
Bugünkü Tıbbın Temeli
Uygur Tıbbı, Orta Asya’da yaşayan Türk kavimlerinde, İslamiyet’ten
önceki 3000 yıllık Şamanizm döneminde ve sonrasında büyük gelişme
göstermiştir. Rejim ve yönetim değişiklikleri sırasında, yılların
birikimi olan pek çok kıymetli eser yakılıp yok edilmiş olsa da
Uygur Halkının tedavi metodları günümüze kadar ulaşmıştır.
Uygur tıbbı bugünkü modern tıbbın temelini oluşturur. Modern tıbbın
temelleri, Batı’nın iddia ettiği gibi Hipokrat tarafından değil,
Hipokrat’tan asırlar önce yaşamış ve Şamanistlerin meşhur lideri
Filozof Sallak döneminde, Türk kavimleri içinde yetişmiş tıp
alimleri tarafından atılmıştır. Uygur tıp ilmi Uygur milletini
temsil eden en önemli kabilelerden olan; Ğuzlar(hor-horlar), Ğuztan,
Zerepşan, Sülmi, Usu(eddivil), Koca(kösen), Arçin(agin), Lâçin, Kucu
Uygurları, Tuğlalar, Kanıtkıllar, Yağlıkar, Kurtarğar, Turlam, Oyud,
Buğasfir, Navçak, Kasar, Koğursu, Yabatkar, Gagavuz, Buke, Bayırku,
Ğun, Tunğıra, Ezgil, Kıyar, Basmil, Yağma, Karluk v.s gibi kabileler
yaşamı boyunca çeşitli hastalıklardan “EM-İREM” (önleme – tedavi
etme) yöntemini kullanmış ve bu yöntem dahilinde şifalı bitkilerden
istifade etmiş ve bu bitkilerin ziraatını yapmışlardır.
EM-İREM yöntemini Uygur Türkleri ile kan bağı olan TURANÎ halkının;
Anav, Takar, Karasuk medeniyeti devrindeki Masagitler, Sarmatinler,
İskitler(sıkıflar), Saklar, Yavçılar, Uysunlar, Soğdak(suğdi),
Hakaslar, Hunlar, Avrilar, Göktürkler, Oğuz ve Kıpçaklar da
kullanarak kabul etmişlerdi.
Milattan Önce Altın Yolu, Milattan Sonra ise İpek Yolu sayesinde
Asya ve Avrupa arasında maddi alışveriş yanında kültür alışverişi de
gerçekleşmiştir. Uygur tıbbı, gelişimi sırasında başka kültürlerden
etkilenmiş olsa da, kendine has bir bakış açısına sahiptir. Şöyle
ki; hastalık sebebi, karakteri, farmakolojik tedavisi ve şifacılık
yöntemleri vardır. Bunlar Uygur Tababetinin has gövdesini teşkil
eder. (M.S. 980-1037) meşhur tıp âlimi İBNİSİNA’nın yaşadığı
dönemlerde tıp alanında çok büyük gelişmeler olmuştur.
Yunanlı filozof, hekim, yazar ve gezgin Hipokrat (İ.Ö. 460-377)
İskit tıbbının etkisinde kalmış ve Batı’ya yaymıştır. İskit halkı
Orta Asya’dan gelip Karadeniz kıyılarına yerleşmişlerdir. Hipokrat,
Karadeniz’e gelerek o tarihlerde çok yüksek seviyede olan İskit
tıbbını incelemiş, tıbbın temelini oluşturan dört maddenin (ateş,
hava, su, toprak) ve bunların insan vücudundaki etkileri sonucunda
oluşan dört “hılıt”ın (safra, kan,balgam, sevda) varlığını kabul
etmiş, bu tıbbın etkisinde kaldığını kitaplarında
belirtmiştir.Hipokrat ile hemen hemen aynı dönemde yaşayan Çin’in
efsanevi tarihçisi Sımaçen de bu bilgileri doğrulamış ve eserlerinde
belirtmiştir.
“Uygarlık”sözcüğü günümüze kadar taşınmışsa bu Uygur Türklerinin
başlangıçta en ileri bilim,teknoloji ve medeniyet seviyesinde olması
ile çok ilgilidir.
Orta asya türk devletlerinde kurulmuş olan en medeni devlet uygurlar
olduğu için(kültür, sanat bakımında en ileri devlet), uygar kelimesi
de buradan üremiştir.
*ASTIM , KOAH
*ÇEKİRDEKLİ KURU ÜZÜM MUCİZESİ(Romatizma,Allerji)
*DEREOTU(Trioid)
*GÜMÜŞ
*HAVUÇ (Demans,Kalp,Kanser,Baş ağrısı)
*KABIZLIK
*KALP-BEYİN DAMAR TIKANIKLĞI VE ROMATİZMA
*KANSER
*NAR HERDERDE DEVA
*SAĞLIKLI YAŞAM ÖNERİLERİ
*SİRKE KİMYASI
*SİRKE YAPIMI
*SU
*İSVEÇ ŞURUBU
Bu bölümde kullandığımız veya dostlarımızın kullandığı şifa bulduğu
bitkisel , pratik tedaviye yardımcı olabilecek tavsiyelerimiz
olacaktır , hiçbir ticari amaç veya başkaca menfaat
gözetilmemiştir.doktorunuzun verdiği ilaçların yerine geçen
tavsiyeler değildir, ancak ilaçlarınız la birlikte destek olacak gıda
takviyeleri niteliğindedir.